Hoşgeldin ziyaretçi giriş yapın ya da kayıt olun.
Kategoriler

DİĞER MAKALELER

               HACET NAMAZI İLE İLGİLİ DÖKÜMANLAR

Enes b. Melikten aldigi bir rivayete dayanarak, Ebu Hasim Eyli Rasulullah (s.a.s) efendimizin söyle buyurdugunu anlatti: "Bir kimsenin yüce Allah'tan önemli bir dilegi olur ise, güzelce abdest alip iki rek'at namaz kilsin; Bu namazin birinci rek'atinda; fatiha sonra ayetul kürsi okunur, ikinci rek'atta ise fatiha sonra amenerresulüyü okur kisi. Bundan sonra tesehhüde oturup selam verir...."

 

"Bir kimsenin Allahü teâlâdan veya benîâdemden (insanoğlundan) bir hâceti olursa, tertemiz bir abdest alsın. Sonra iki rek'at hâcet namazı kılsın. Sonra Allahü teâlâya senâ (hamd)da bulunsun ve Peygambere salevât getirsin... (Hadîs-i şerîf-Tirmizî)


"Men ra'ni fegad ra'ni feinneş şeytane lâ yetemesselü bî velâ bî sûretişşeyhi tâbian linnebiyyi sallallâhu teâlâ aleyhi vesellem.

Beni gören, mutlaka beni görmüş demektir. Zira, şeytan benim suretime giremez ve benim gibi görünemez. Bana tâbi olan Şeyhlerde aynen böyledir.” Müzekki-n-Nüfus, s.551

 

Abdulladir Geylani Hz.nin sohbetler kitabindan:
Sayfa-201:Sadiklara, salihlere iltihak et, onlarin arasina katil, eger kimin salih, kimin münafik oldugunu ayirt edemezsen o zaman geceleyin kalk iki rekat namaz kil. Yarabbi, bana senin salih kullarini göster, SANA GELMEMDE KILAVUZLUK EDECEK KISILERI GÖSTER.

 

Şeyh Es’ad Efendi Hazretleri: Esrar Odası (Kaynak:Tasavvufun asli)

İntisab etmek istendiği zaman evvelâ istihâre yapılır. “Eğer bana nasip etmişsen ve kime nasip etmişsen bana göster, bileyim ve ona göre gireyim.” diye Allah-u Teâlâ’dan istimdat edilir. Bir alâmet zuhur ederse ehli bulunup ehline tabir ettirilir. Ehli olmazsa, yanlış bir tabir ile kişiyi dalâlete sevk eder. Ehli bulunacak ve o tabire göre hareket edilecek. Tarikat-ı aliye’ye böyle girilir. Bu kadar lüzumlu bir yol, Ahmed’e Mehmed’e intisab etmek demek değildir. Rehber bulununcaya kadar aramak icabediyor. “İntisab ettim, bağlandım.” gibi sözler boş sözlerdir.

 

Allah-u Teâlâ ezelden nasipdar ettiği kimsenin nasibini, yolun hakiki rehberine teslim eder ve kişiyi ona ulaştırır. Mürid günâ gün o nasibi alır ve terakki eder. Mevlâ o nasibi koymasaydı, mürşidde o nasip yoktu. Mürşid O’nun koyduğu nasibi vermiş oluyor. Daha doğrusu o kanaldan almış oluyor. Çünkü veren yalnız Allah-u Teâlâ’dır.

1-Allah'a ulaşmayı dilemek (3. basamak) * İMAM-I RABBANİ(MEKTUP61):Allah bize,kendisini dilemek yolunda terakki ihsan etsin..ve dileğimizin yerine gelmesine engel olacak her ne varsa ondan sakınmak nasip etsin...şunu bilelimki,dilemk,istemek,dilenen ve istenen şeyin meydana geleceğine ait bir müjdedir VE MURADA ERMENİN BİR BAŞLANGICIDIRbir aziz şöyle buyuruyor;-isteğin yoksa isteğin meydana gelmesini iste!.............gerçekten İSTEK BÜYÜK BİR DEVLETTİR.bir nimettir.bu hararetiv bürüdetten sakınmak için elimizden ne gelitrse yapalım!bu ,böylece.kamil bir mürşide varıncaya kadar devam edecektir *

Abdulladir Geylani Hz.nin sohbetler kitabindan:
Sayfa-275:Siz Allahin kitabina, Resulullahin ahlakina ve MÜRSIDLERE uymadikca ASLA FELAH BULAMAZ, KURTULUSA EREMEZSINIZ.
Sayfa-188:Ey nefs ve hevai arzularinin tabiatin kulu, sen kendi görüsünde kanaat etmis, sana hakikatleri ögretip terbiye edecek bir üstad, Mürsid edinmemissin.
Sayfa-201:Sadiklara, salihlere iltihak et, onlarin arasina katil, eger kimin salih, kimin münafik oldugunu ayirt edemezsen o zaman geceleyin kalk iki rekat namaz kil. Yarabbi, bana senin salih kullarini göster, SANA GELMEMDE KILAVUZLUK EDECEK KISILERI GÖSTER.

 

Yûsuf-Hakîkînin Tasavvuf Risalesi
2. HakkI Talep ve Bir Mürside Baglanmak
Amma bad. iyi bil ki Hakki talep edenler bu yolda dünyayi ve nefislerini terk ederek mesafe alanlardr. Bu yola gösteriş, iki yüzlülük ve gururla girilmez. Bu yola ancak bir mürside baglanalarak girilir; er-refîk sümmet-tarîk7. Allah buyurur: Yâ eyyühel-lezîne âmenût-tekullâhe veb-tegû ileyhi’l-vesîlete ve câhidû fî sebîlihî lealleküm tuflihûn8 .
7. Önce yoldas sonra yol.
8.El-Mâide,35. Ey iman edenler! Allahtan sakinin, ona yaklasmak hususunda vesile arayin, yolunda cihad edin ki felah bulasiniz.

 
Risale-i halidiyye-Imam Mevlana Halid-i:
Bu tarîkatta râbitasiz sülûk çok müskildir. Hak Sübhànehû ve Teàlâ;
(Vebtegû ileyhil-vesîlete) [Allaha ulasmaya vesîle isteyin!] (Mâide: 35) buyurmustur. Padisahlar huzuruna bile vasitasiz girmek müskül olunca, Cenâb-i Hakkin huzuruna girmek için vesîle biz-zarûre lâzimdir.
(Allàhu veliyyüllezîne âmenû) Allah iman edenlerin velîsidir. buyrulmuştur. (Bakara: 257)
Bu iman sâliki istidatlı bir hale getirip, tarikata geçmesine ve dolayısıyla husûsî velîlerden olmasına da vesile olur; nefsi emmârelikten tedrîcen mutmeinneliğe yükseltir. Bu Tarîkat-ı Aliyyeyede esas olan zikr-i ilâhî, şeriat-ı garrânın emirlerindendir. Mürşid-i aramak dahi şeriatın emridir. Esteüzü billah:
(Vebteğû ileyhil-vesîlete) [Allaha ulaşmaya yol isteyin!] buyrulmuştur. (Mâide: 35)

 

 

 

Kaynak: Mevlana Celaleddini Rumi; Rubailer, Kültür Bakanlığı Yay. Çev: M.Nuri Gençosman, MEB Devlet Kitapları, Şark İslam Klasikleri 39

 

 

 

14üncü basamak:

Bir insanın içinde, manevî terbiyenin gelişmesi için, zahirde bir mürebbiye bağlanıp ondan alınan bir telkin gerektir. Bu mürebbiler, nebiler ve velîlerdir. Kalbin ve kalıbın lambası yanmaya bunların terbiyesi hasıl olunca başlar. Onlardan bir başka ruh alınır. Bir Âyet-i Kerimede şöyle buyurulur:

-“ Allah, ruhu emri ile, kullarından istediğine ilka eder.” (Gafir, 15)

Dolayısı ile kalbin sağlık bulacağı bu ruhun telkini için bir irşadcı aramak lâzımdır.” (S.117)

 

Şeyh Es’ad Efendi -kuddise sırruh- Hazretlerimizin:

“Dünyaya gelmekten murad Mürşid-i kâmil’i bulmaktan ibarettir.” buyurmaları bu hakikatın bir ifadesidir ve intisab bu bakımdan lüzumludur.

Tasavvuf, Allah sevgisine yegâne vesiledir.

İntisab etmek istendiği zaman evvelâ istihâre yapılır. “Eğer bana nasip etmişsen ve kime nasip etmişsen bana göster, bileyim ve ona göre gireyim.” diye Allah-u Teâlâ’dan istimdat edilir. Bir alâmet zuhur ederse ehli bulunup ehline tabir ettirilir. Ehli olmazsa, yanlış bir tabir ile kişiyi dalâlete sevk eder. Ehli bulunacak ve o tabire göre hareket edilecek. Tarikat-ı aliye’ye böyle girilir. Bu kadar lüzumlu bir yol, Ahmed’e Mehmed’e intisab etmek demek değildir. Rehber bulununcaya kadar aramak icabediyor.İntisab ettim, bağlandım.” gibi sözler boş sözlerdir.

Allah-u Teâlâ ezelden nasipdar ettiği kimsenin nasibini, yolun hakiki rehberine teslim eder ve kişiyi ona ulaştırır. Mürid günâ gün o nasibi alır ve terakki eder. Mevlâ o nasibi koymasaydı, mürşidde o nasip yoktu. Mürşid O’nun koyduğu nasibi vermiş oluyor. Daha doğrusu o kanaldan almış oluyor. Çünkü veren yalnız Allah-u Teâlâ’dır.

Meselâ çocuk annesini emiyor. Annesi: “Sütü ben verdim.” diyebilir mi? “Ben verdim” dese, peki ona sütü kim verdi? Evet hakikaten çocuğu annesi emzirdi ama, süt ona ait değil. Sütü vereni kimse düşünmüyor. Her şeyde Allah-u Teâlâ’nın ikram ve ihsanı vardır.

Mürşid de böyledir, bir ana gibidir. Nasipdar olanlara Allah-u Teâlâ’nın ezelden yerleştirdiği nasiplerini verir. Kendisine ait hiçbir nesnesi yoktur.

 

 

MÜRŞİD HAYATTAMI OLMALIDIR(GAVSULAZAM)

Gavsül Azam Abdulkadir geylani hz.lerinin ''ÖTELERDEN HABERLER''orj.adı''SIRR''ÜL ESRAR''kitabından Abdulkadir akçiçek çevrşsşnden aynen aktarıyorum...

*Basiret ,ruh gözesinden gelir.evliya için ''füad''makamından açılır.elde esdiliş tarzına gelince,ZAHİRİ BİLGİ İLE OLMAZ ötelerden,batından kopup glen ilim lazım..?ayeti kerime biz
....''O na canibimizden-ötelerden-ilim vermiştik.''(kehf65)

*İnsana gereken ,BASİRET SAHİPLERİNİ bularak ,telkin yolu ile onlardan birşeyler almaktır.o telkini yapan zat,veli,mürşid ve lahut aleminden HEBER VEREN olmalı..

*kardeşler !.ayıkınız tövbe yolu ile Rabbinizde mağfiret talebinde bulununuz.bunu için koşunuz..

*YOLA GİRİNİZ! ŞU RUHANİ KAFİLELERLE RABBİNİZE DÖNÜNÜZ!

*Marifet,nefsin kara Perdesini kalp aynasından açmak ve ONU TEMİZLEMEKLE hasıl olur. o zaman CEMAL-İ İLAHİNİN GİZLİ HAZİNESİ gözükmeye başlar. ki bu,kalp sırrını özünde gözükür.

*..''her kim ,yaratanına KAVUŞMAYI diliyorsa yar iş görsün;yaratanına yaptığı ibadete ortak etmesin..''(kehf110)

*..''alimin uykudsu,cahilin ettiği ibadetten hayırlıdır..''

..burada kastedilen alim ,tevhid nuru ile içini nur eden;sonrada ,harfsiz,sessiz,sır dili ile TEVHİD ESMASINI devam eden zattı
r.as
ıl insan budur.bunu anlatan bir kaç tane hadisi kudsi zikredelim.

...insan ,sırrımdır;bende onun..''

....''batın ilmisırlarımdan bir sırdır;onu ,kullarımın kalbine koyarım,benden gayrı o hali bilemn olmaz..''

her kim, ilahi marifeti düşünür;Allah u tealaya karşı tam irfan duygusuna sahip olmayı dilerse ,bunun yaptığı tefekkür bin yıllık ibadete bedel olur.ASILİRFAN İLMİ budur.irfan ilmi demekle TEVHİD halini kasd ediyorum.arif kim?irfanı iştiyakını duyduuğu zata ,mahbubunda BUNUNLA ERER.bu halin neticesinde ise RUHANİ BİR HALLE;TAM YAKINLIK ALEMİNE UÇUP GİTMEK OLUR..*İlahi sevgi,vucud düşmanı ölmeyince ele gelmez.vucudun ,ilk defa emmare,levvame ve mülhime derecelerinde oln nefisten temizlenmesi lazımdır..*PeygamberimizS.A.Vefendimiz dilinden söylenen;''''ben ve bana tabi olanlar basiret üzere..''''(yusuf108)ayetineki''bana uyan ''cümlesinde bir işaret vardır.peygambere tam varis olan KAMİL MÜRŞİD anlatılır.demek lurki,benden sonra irşad;her yönden benim batibni basiretime sahip olan kimse tarafından yapılacaktır.burada tam velayet haline sahip olan zat murad edilmektedir;''VELİ OLAN MÜRŞİD''''(KEHF17)AYETİNDEKİYLE AYNI ŞEYE İŞARET EDER.*peygamber efendimizS.A.V efebndimiz hayatta olsaydı doğrudan alınacak ondan alınırdı.gayrına ihtiyaç kalmazdı.öbür aleme intilkal ettikten sonra,tecerrd haline geçiyor,bizzat kendisi ile bağ kurulmıyor.İRŞADA MEMUR VELİLER de aynıdır.onlar da bu alemden göçüp gidince ,İRŞAD OLACAK OLMAZ.ANLAYIŞ EHLİ İSEN ANLA!,DEĞİLSEN BİR ANLAYANI ARA....*hayatta olan velinin ,peygamber S.A.V.EFENDİMİZ le her bakımdan ilgisi vardır .TAM VERASET HALİ BUNU GREKTİRİR .hayatta olduğu müddet o veraseti ve irşad makamını idare eder.bu hali taşıyana peygamberden rehberlik ve kulluk yardımı gelir.bu yardımla ;halk arasında tasavvuf yolunu devam ettirir;anla..*ergin,vuslat alemini bulmuş,geçmiş zatlar tarafından makbul olan bir zatın telkini LAZIMDIR.bu zat o aleme erdikten sonra ,Allahın emri ile ,noksan kişilerin ekslklikiğini tamamlmak için,bu aleme gönderilmiş olmalıdır.bu gelişde vasıta bizzat peygamber efendimizS.A.V OLMALIDIR...

 

 

MÜRŞİD ALLAHTAN İSTENİR

 

Tesavvuf yolunda ilerlemesi için, eski büyüklerden ba’zısının rûhlarını ona rehber, vâsıta yaparlar. Çünki, Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesi şöyledir ki, bu yolun konaklarını aşabilmek için, büyüklerin rûhlarını vâsıta, sebeb kılmışdır. Bu kimse, eğer mürîdlerden ise, bunun işi, rehbersiz tehlükeli olur. Rehber buluncıya kadar, rehbere kavuşdurması için, Allahü teâlâya yalvarmalıdır. 286

 

*******HACET NAMAZIYLA MÜRŞİDİN SORULMASI:(A.K.geylani)
Sayfa-201:"Sadiklara, salihlere iltihak et, onlarin arasina katil, eger kimin salih, kimin münafik oldugunu ayirt edemezsen o zaman geceleyin kalk iki rek'at namaz kil. Yarabbi, bana senin salih kullarini göster, BANA

 

Kalbi ile Allah'a yönelmis (MÜNİB OLMUŞ) olarak iki rek'at namaz kilan kimse

anasindan yeni dogmus gibi bütün günahlarindan arinir.

(Imam Gazali Kalplerin Kesfi-s.121)

 

HACET NAMAZIYLA MÜRŞİDİN SORULMASI:
Sayfa-201:"Sadiklara, salihlere iltihak et, onlarin arasina katil, eger kimin salih, kimin münafik oldugunu ayirt edemezsen o zaman geceleyin kalk iki rek'at namaz kil. Yarabbi, bana senin salih kullarini göster, SANA GELMEMDE BANA KILAVUZLUK EDECEK KISILERI GÖSTER." Abdul kadir geylani guyetut talibiyn s.1018
27. FASIL hacet namazi:
Enes b. melikten aldigi bir rivayete dayanarak, ebu hasim eyli rasulullah s.a.s efendimizin söyle buyurdugunu anlatti:
-Bir kimsenin yüce Allah'tan önemli bir dilegi olur ise. güzelce abdest alip iki rek'at namaz kilsin
Bu namazin Birinci rek'atinda; fatiha sonra ayetul kürsi okunur
ikinci rek'atta ise fatiha sonra amenerresulüyü okur kisi
Bundan sonra tesehhüde oturup selam verir....

 

 

 

İstihare ve hacet namazlari 14 asirdan beri denenmiş bir vasita olarak Hakk'a varip hidayete ermek isteyenleri, insanlarin degil Allahu Teala'nin sectigi mürşidlerle Allah'in Zati'na ulaştirmaktadirlar.

 

 

 

 

 

 

SAİD-İ NURS-İ HZ lerinin daha önce „ZAMAN TARİKAT ZAMANI DEĞİL „sözünün esrarı

 

 

çıkacaklar. Şimdi de çok müftülerden ve çok ulemalardan Nurlara karşı çok iştiyak görülüyor ve istiyorlar.
Şimdi en mühim tekkeler ehli, ehl-i tarikattır. Bütün kuvvetleriyle Nur Risalelerini nurlandırmaları ve sahip çıkmaları lâzım ve elzemdir. HAŞİYE Şimdiye kadar ben yalnız iman hakikatini düşünüp "Tarikat zamanı değil, bid’alar mâni oluyor" dedim. Fakat şimdi, sünnet-i Peygamberî dairesinde, bütün on iki büyük tarikatın hulâsası olan ve tariklerin en büyük dairesi bulunan Risale-i Nur dairesi içine, her tarikat ehli kendi tarikatı dairesi gibi görüp girmek lâzım ve elzem olduğunu bu zaman gösterdi.
Hem ehl-i tarikatın en günahkârı dahi çabuk dinsizliğe giremiyor; kalbi mağlûp olamıyor. Onun için onlar tam sarsılmaz, hakikî Nurcu olabilirler. Yalnız mümkün olduğu kadar bid’atlara ve takvâyı kıran büyük günahlara girmemek gerektir.
Hâmisen: Şimdi bu zamanda en büyük tehlike olan zındıka ve dinsizlik ve anarşilik ve maddiyunluğa karşı yalnız ve yalnız tek bir çare var. O da Kur’ân’ın hakikatlerine sarılmaktır. Yoksa koca Çin’i az bir zamanda komünistliğe çeviren musibet-i beşeriye, siyasî, maddî kuvvetlerle susmaz. Yalnız onu susturan hakikat-i Kur’âniyedir.
Rehber Risalesindeki Leyle-i Kadir meselesi, şimdi hem Amerika, hem Avrupa’da eseri görülüyor. Onun için, şimdiki bu hükûmetimizin hakikî kuvveti, hakaik-i Kur’âniyeye dayanmak ve hizmet etmektir. Bununla, ihtiyat kuvveti olan üç yüz elli milyon uhuvvet-i İslâmiye ile ittihad-ı İslâm dairesinde kardeşleri kazanır. Eskiden Hıristiyan devletleri bu ittihad-ı İslâma taraftar değildiler. Fakat şimdi komünistlik ve anarşistlik çıktığı için, hem Amerika, hem Avrupa devletleri Kur’ân’a ve ittihad-ı İslâma taraftar olmaya mecburdurlar.
Sâdisen: Yanıma Nur talebesi bir meb’us geldi, dedi ki:
"Ben Adliye Bakanlığına gittim. Afyon’da Nurların müsadere kararını söyledim." Adliye Vekili Özyörük dedi ki: "Ben Afyon Mahkemesine Nur’ların tamamen verilmesine emir verdim. Hattâ bendeki Asâ-yı Mûsâ’yı da müellifine iade edeceğim diye bana söyledi. Halil Özyörük’ün bu sözü Demokratlara ve Nurlara taraftarlığını gösteriyor."
Umuma binler selâm.

Kardeşiniz  Said Nursî

 

Hacet Namazı


 

Hacet namazinin persembeyi cumaya baglayan gecelerde veya kandil gecelerinde kilinmasi asildir. Ama bütün gecelerde kilinabilir. Önce boy abdesti alinir. Sonra hacet namazina niyet edilir.

Namazda asagidaki âyetler okunur:

 

1. Rekâtta: Subhaneke + Fatiha + 3 Âyetel Kürsî

 

2. Rekâtta: Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

 

2. Rekâtin sonunda : Ettehiyyâtü

 

3. Rekâtta: Subhaneke + Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

 

4. Rekâtta: Fatiha + Ihlâs + Felâk + Nas.

 

Namaz tamamlandiktan sonra Allah'tan hacet neyse o istenir. Allah'tan mürsid istemek için bu namaz kilindiysa mürsid istenir.

 

Bu namazdan sonra hiç konusmadan yatmak gerekir. Yatarken kibleyi saga alacak sekilde yatak kurulur. Vücudun ön cephesi kibleye çevrilerek yanüstü yatilir, 3 Âyetel Kürsî okunur ve Allah'tan mürsid istenir. Eger kisinin haceti mürsid degil de baska bir hedefe ulasmaksa (zahirî veya batinî bir hedef olabilir) o hedefe ulasmak istenir. Sessiz zikir (hafî zikir) bu istekten sonra baslar. Yanüstü yatildigi için sag kulak yastiga gelecektir. Bas biraz saga, sola oynatilarak kulakta kalbin atislarinin, basinç sebebiyle rahatça duyulacagi pozisyona gelinir. Ve kalbin her çift atisinda "Allah, Allah" diyerek kisi Allah'i zikr-i hafî ile (yani sessiz olarak) içinden zikredecektir.

 

Eger ilk namazdan sonra yatildiginda birsey görülmez ise tekrar tekrar, her persembeyi cumaya baglayan gece namaza devam edilmelidir. Her gece de kilinabilir.

                Allah hepinizden razı olsun FERHAT BAŞTUĞ www.ferhatbastug.com

 

 

 


 

Allaha Ulaşmak Farzdır © 2017
Tasarım ve Uygulama DevNokta