Hoşgeldin ziyaretçi giriş yapın ya da kayıt olun.
Kategoriler

ALLAH’IN RESULLERİ VARMIDIR

HER DÖNEMDE ALLAH’IN RESULLERİ  VARMIDIR ? ALLAH’IN EVLİYALARI BU KONUDA NE BUYURUYOR ? “Daha geniş açıklama:www.ferhatbastug.com adresinde,”NEBİ VE RESUL KAVRAMLARI” Dosyasındadır.
***İBRAHİM/4:Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz'dir, Hikmet Sahibi'dir.
***İSRA/15: Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
***KASAS/59: Ve senin Rabbin, ülkelere, onların ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyan bir resûl göndermedikçe helâk edici olmadı. Ve Biz, onun halkı zalim olmadıkça (zulmetmedikçe) ülkeleri helâk edici olmadık.
ALLAH’IN VELİLERİ BU KONUDA NE BUYURUYOR ?
***ABDULKADİR GEYLANİ HZ İLAHİ ARMAĞAN KİTABINDAN SİZE GELEN ALLAH'IN RESULUNUN ELİNE VE ETEĞİNE YAPIŞIN
Geliniz, varlığımızı bir yana atarak O'na koşalım. Bu yolda biraz da perişanlık çekelim. Halk bizi rezil (!) görsün. Ne çıkar! Biraz zahmet çeksen, O'na vardıktan sonra hepsi geçip gider. İçimize ve dışımıza sultan kesilen nefsimizi Hak yoluna çevirelim. Cihan Şahı'nın “RESULÜNE”(elçisine)başvuralım. Onu gönderenin hatırı için elini eteğini bırakmayalım. Tazim bizi küçültmez. Bilakis yükseltir. Size bir elçi gelse sözlerini dinlemeden kapıya mı koyarsınız? Tecrübe etmeden itimatsızlık mı beyan edersiniz? Onu sevin ve ona bağlanın. Bunu yaparsanız, Hakk'ın sohbetine erer, iyilik kaynağını bulursunuz.İşte, dediklerimi dinle, göreceksin ki velayet derecesi kapıda seni bekliyor. Sen onu aramasan dahi o seni bulur. İlâhî ilim denizinden doya doya içmen böylece kabil olur.O’nun fazilet kapısına anlattığımız yoldan gidilir. Başka yol yoktur. Fazilet sofrasına böyle oturmak kabil olur. O’nun rahmeti, kadere uyana gelir. Bu hâlin sahipleri teklerdir. Milyonda bir çıkar. Her soyda ve her kabilede bir tane ancak çıkar. Belki de çıkmaz.
***Abdulkadir Geylani- Fethu’r-Rabbânî, 60. Meclis
Hakk Teâlâ’nın fazlını, keremini bulduktan sonra, o büyük insan halk arasına yine katılır. Sebebi; onlara hidayet yolunu göstermesi ve mülk sahibi kılmasıdır. Çünkü o kul, sonsuz mânevî bir mülke sahiptir. Ulaşmış olduğu mertebelerin bereketiyle diğer insanlara feyz saçar, rehberlik ve hidayet öncülüğü eder.O öyle bir kuldur ki, Hakk’a vâsıl olmuş, O’nu görmüş ve mâsiva denen Hakk’ın Zâtından gayri şeyleri bilmiştir. Artık işi halkla uğraşmaktır. Yerine göre halkın tepesine bir tokmak olur. Hak olanla bâtıl olanı birbirden ayırt eder. Onları Azîz ve Celîl olan Allah’ın katına götürmek için bir RESUL. bir kılavuz olur. Bu zâta melekût âleminde Azîm yani büyük kişi ismi verilir. Bütün halk onun kalbinin ayakları altında durur ve onun golgesinde golgelenir.
***Said-i nurs-i hz; "MEHDI:"Hidayete eren veya hidayete vesile olan. Sahibuzzaman. Hususi ve Sahsi bir tarzda Allah'in hidayetine mazhar olan, kendisine Cenab-i Hakk tarafindan yol gösterilen, manasinadir. Bu kelime ihtida etmis olanlar icin de kullanilmistir."MEHDI-YI RESUL, MEHDI-YI MUNTAZIR da denir.Ahir zamanda gelip bütün müslümanlari Hakaik-i Imaniye ve Kur'aniyeyi cam'i eserleri ileuyandiracak Kaynak:Osmanlica -Türkce ansiklopedik Büyük Lugat'in 1985 baskisinda sayfa 607
***SAİD-İ NURS-İ HAZRETLERİ 11.ŞUA 9.MESELE
Kur'an-ı Sübhanî ki, herbir âyet-i tekviniyesi ve herbir kelimesi, hattâ herbir noktası, herbir harfi birer mu'cize hükmündedir. Ve öyle muhteşem ve içi hadsiz âyâtla ve manidar nakışlarla tezyin edilmiş bir mescid-i Rahmanîdir ki; herbir köşesinde bir taife, bir nev' ibadet-i fıtriye ile iştigal eder bir şekilde halkeden bir Allah, bir Mabud-u Bilhak, o kitab-ı kebirin manalarını ders verecek üstadları ve o Kur'an-ı Samedanî'nin âyetlerini tefsir edecek müfessirleri RESUL olarak göndermesin.. ve o mescid-i ekberde hadsiz tarzlarda ibadet edenlere imamları tayin etmesin.. ve o üstadlara ve müfessirlere ve imamlara fermanları vermesin? Hâşâ, yüzbin hâşâ!
***Hem hiç mümkün müdür bir sâni' san'atını sever, beğendirmek ister; hattâ ağızların bin çeşit zevklerini nazara alması delaletiyle, takdir ve tahsinlerle karşılanmak arzu eder ve herbir san'atıyla kendini hem tanıttırmak, hem sevdirmek, hem bir çeşit manevî cemalini göstermek ister bir tarzda bu kâinatı antika san'atlarla süslendirdiği halde, kâinattaki zîhayatın kumandanları olan insanlara onların büyüklerinden bir kısmı ile konuşup RESUL olarak göndermesin? Güzel san'atları takdirsiz ve fevkalâde hüsn-ü esması tahsinsiz ve tanıttırması ve sevdirmesi mukabelesiz kalsın. Hâşâ, yüzbin hâşâ!
***ABDULKADİR GEYLANİ HZ. GUNYETUT TALİBİN-S-1102
Sayfa-1102:"Gencler seytanin sevgisine daha yakindir.Seytan tarafindan daha cok kabul görürler. Serre, fitneye, hevai arzulara tabi olmaya, nefsin fesadina, töhmete daha meyilldirler. Bütün bu anlatilan sebeblerden ötürü; onlarla arkadaslik etmek cok tehlikelidir.Meger ki, onunla arkadas olan zat, kendisine mana yolunda tabi olunan bir zat, Allah'i bilen bir alim, PEYGAMBERLERIN VEKILI; HIDAYET IMAM'I; ALLAH TARAFINDAN KORUNMUS BIR KIMSE OLA. Zira,hali anlatildigi gibi olan bir zat, hayir ögretendir. Halk-i kötülüklerden cekindiren ve onlari terbiye edendir. ONLAR YÜCE HAKK ILE HALKI ARASINDA BIR RESUL VE ONLARI GÖZETICIDIRLER."
***...bu dinin batın-î manâda olan hususiyyetleri Hakk’ın Velileri tarafından yeni kuşaklara bâtın-î hakikatleri (rasûl) irsâl etmekte ve haber vermeleri yönüyle nişansız
(irsâl)olarak devam etmektedir.
Evliya-ı cemâatiyye = Çevresinde bir ce-mâat oluşmuş irfan, tevhid ve muhabbet ehli eğitici kimselerdir. Yakın çevresinden bir çoğu dahi o nun Veliliğinin farkında bile değildir. Bunların Zât-î olanları ayrıca gizli bâtında (Rasûl) dürler, ancak bu risâletleri, yeni bir hüküm getirme yönüyle değil, evvelce gelen hükümleri, Zât-î hususiyyetleri gereği, gerçeği ile sonraki nesilleri ulaştırmaları yönüyle (irsal) etmekte ve haber vermeleridir bu oluşum ise velâyetleri yönüyledir. İşte bazı kitaplarda Nübüvvet sona ermiştir, ancak (Risâlet) devam etmektedir, diye bahsedilen husus bâtın-î manâda budur
kaynak:TERZİBABA NECDET ARDIÇ UŞŞAKİ
SÛRE-İ FETH VE FETHİN HAKİKATLERİ ADLI ESERDEN
http://islamvetasavvuf.org/content/veli-velayet
***Mademki güneşin(ALLAH'IN) elçisiyim(RESUL’UYUM), onun tercümanı olayım, ona sorayım da size cevap vereyim
MEVLANA HZ (c. III, 1621)795
   Allah hepinizden razı olsun.FERHAT BAŞTUĞ

 

Allaha Ulaşmak Farzdır © 2017
Tasarım ve Uygulama DevNokta