Hoşgeldin ziyaretçi giriş yapın ya da kayıt olun.
Kategoriler

KUR’AN ÖĞRENİMİ VE ANLAŞILMASI

                                      KUR’AN ÖĞRENİMİ VE ANLAŞILMASI

  Kur’anın bir adı da furkandır, yani hak ile batılı ayıran ihtilafları ortadan kaldıran Allahın mutluluk davetiyesi,mutluluk reçetesi ve mutluluk garantisidir.
   Ancak daha önceki kitapların bir kısmını ortadan kaldırtan bir kısmını tahrif ettiren şeytan,kur’anın korunduğunu bildiği için onun da anlaşılmasını önlemek için farklı yöntemlerle TEFSİR VE MEALLENDİRİLMESİNİ sağlamış,daha ötesi insanların kur’an uzaklaşmasını sağlamak için “kur’anın acıklamaları diye EMANİYYE adı verilen elyazması kitapları yazdırarak”kur’anı askıya aldırtmış. SİZ BU KİTABI ANLAYAMAZSSINIZ ÖLÜLERİNİZE OKUYUN  demişler.
   
10 / YUNUS – 57,58 : Ey insanlar! Size, Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü'minlere hidayet ve rahmet gelmiştir. De ki: “Allah'ın fazlı ve O'nun rahmeti ile artık ferahlasınlar (sevinsinler). O, onların topladıkları şeylerden (dünya mallarından) daha hayırlıdır.”
36 / YASİN - 70 : (Kur'ân'ın indirilmesi), hayy olanları inzar etmek (uyarmak) ve (azap) sözünün kâfirlerin üzerine hak olması içindir.
İşte bu yöntemlerin ne olduğu ortada.
  * Ebu Mansur el maturidi (İtikat imamı ölümü hicri.333)
“Kur’anı kerimin kapsadığı inanc konularını,akıl ve mantık delilleriyle ispata yönelmiş ve KUR’ANI AKAİDE bağlamıştır.”  (Mezhepler tarihi M.ebuzehra)
Ebul Hasan Eleşari (İtikat imamı)
Sünnetin AKAİT namına kapsadığı her konuyu her vesile ile delil kabul eder. (Mezhepler tarihi M.ebuzehra)
Ebu Hanife ve bazı fakihler,KUR’ANINgenel hükümlerinin olduğu gibi kalacağını ancak sünnet,CÜZ-İ,MÜTEVATİR ve MEŞHUR bir şekilde ona muhalif olarak gelmişse “KUR’ANIN HÜKMÜNÜ TAHSİS EDEBİLECEĞİNİ (kaldıracağını) söylemişlerdir.Söz konusu hadis,MÜTEVATİR değilse kur’an hükümleri aynen kalır demişlerdir.
                                (Mezhepler tarihi M.ebuzehra-289)
Ehli sünnet’e göre KUR’AN sünnetle (hadislerle) tefsir edilir.Konu hakkında hadis bulunmazsa arap edebiyatını,şeriatı onun amaç ve gayelerini iyi bilen kimseler kur’anı anlama konusunda ictihat eder.(Mezhepler tarihi 290)

                      DİĞER GÖRÜŞLER
 
Kur’an ın zahiri hükümlerini SÜNNET ile TAHSİS edenler .
Sünnet Kur’anı yorumlamak mana ve maksadını açıklamak
Anlamında Kur’ana Hakimdir.Kuran’ın gerçek manasının ve
Ve hükümlerinin anlaşılması için anahtardır.MÜCTEHİD Kuran’ı anlamada sünneti göz ardı edemez.

Sünnetin Kur’anın zahiriyle çeliştiğinde ve Ahad olduğunda sahih olmayacağını savunanlar <<Kur’an sünnetin sahih kabul edilmesi veya reddedilmesi açısından sünnete hakimdir.
SÜNNETLE delil getirmek Müslümanlarca kabul edilen bir olgudur. Ancak Basrada bazı kişiler buna karşı çıkmışlar, sadeca  KURAN’A
Dayanmışlardır.Fakat bunlar BOZGUNCU kişilerdir. TARİHİN DERİNLİK-
LERİNE GÖMÜLMÜŞLERDİR. Eğer Şafi onları ELÜM kitabında bahsetmeseydi kimsenin haberi olmayacaktı.Sünnet ile delil getirilebileceğini inkar eden kişi Müslüman olamaz .Çünkü sünnet peygamber(S.A.V) efendimizin tebliği olup Kuran’ı
Tefsir eder. Kim sünneti Kur’andan ayırırsa Kuran la Peygamberi ayırmış olur.
                    TAM İCTİHAD
Sadece hüküm çıkarmak ve bunları açıklamak TAM İCTİHAD OLUP hükümleri ŞERİAT ın kaynaklarından öğrenen BİLGİNLERE mahsustur. Bazı bilginlere görede bu kapı kapanmıştır.Ancak Hanbelilere göre her devirde açıktır.
ŞARTLARI;
1-Arap dilini bilmek çünkü Kur’an bu dille yazıldı.
-Sünnette bu dille yazılıdır bunun gramerini iyi bilmeli.
2-Kur’anı kerimi bilmek NUZUl sebebini,Sırasını ,Hüküm ayetlerini,diğer ayetlerden ayırt edebilmek,NASUH,MENSUH Ayetleri ezbere bilmek.
3-Sünneti bilmek Hadislerin Nasuh ve Mensuhunu bilmek,
Rivayet yollarını, Ravilerin Derecelerini,MÜTEVATİR,AHAD,MÜRSEL   ,ZAYIF OLDUĞUNU
4-İcma edilen konular üzerinde ,ihtilaf edilen konuları bilmek
5-Kıyası bilmek, Naslardan hüküm çıkarabilecek kıyası yapmak.
6-Hükümlerin amaçlarını bilmek.
7-Doğru bir anlayış ve değerlendirme gücüne sahip olmak.
8-İyi niyetli ve sağlam bir inanca sa
                               MEZHEPLER TARİHİ M.EBU ZEHRA.

   Bu yanlışlıkların aksini söyleyen HADİSLER ve ALİMLER de var.Ama nedense insanların çoğu nefs lerindeki afetler yüzünden hep ŞEYTANIN emrinde hareket etmişlerdir ve halen de devam etmek için büyük bir cabanın içindeler ne yazıkki.Ama artık YATSI VAKTİ geldi MUMLAR SÖNECEK inşallah.Şimdi kur’ana uyan HADİSLERE ve ALİMLERİN SÖZLERİNE bakalım inşaallah.

Peygamber (s.a.v) Efendimiz buyurdu ki; 'BENDEN KURAN DIŞINDA BİR ŞEY YAZMAYIN KİM BENDEN KURAN DIŞINDA BİR ŞEY YAZMIŞSA İMHA ETSİN' Müslüm –Zühd.72, Darimi-Mukaddime.42, ibni Abdil Ber- Cairülbeyanül-ilm, Tirmizi –İlim.11
Peygamber (S.A.V) Efendimiz “'Benim tarafımdan TEBLİĞ edilen AYETLERİ herkese ulaştırınız. İsrailoğulları'nın kıssalarınıda anlatmanızda bir beis yoktur.KİM BENDEN BUNUN DIŞINDA BİR ŞEYİ SÖYLERSE ATEŞTEKİ YERİNİ HAZIRLAR'” buyurmuş. SAHİHİ BUHARİ-9.CİLD.1411.HADİS
Benden,kur’an dan başka bie şey yazmayın.Kim benden kur’andan başka bir şey yazarsa imha etsin.Benden,ileride ortaya çıkacak hadisler olacak kur’ana bakın eger ters düşüyorsa benden değildir.MÜSLİM-ZÜHD-72,DARİMİ MUKADDİME-42,TİRMİZİ İLİM-11,MÜSNEDİ AHMET-3/12.21.33
Resul buyurduki,benden kur’an dışında bir şey yazmayın yazmış olduklarınızı da imha edin.İBNİ ABDULBER-Cairülbeyanıl ilim
Hz . Ali(R.A) döneminde Ebu Cuhayfe <<Ya Ali yanında Resullullah tan , Allah’ın (c.c) kitabından başka yazılı bir şey varmı? diye sorar. Hz. Ali(r.a) 'HAYIR BİLDİĞİM BİR ŞEY VARSA O DA ALLAH’IN KİŞİYE KURANI ANLAMA KABİLİYETİ VERDİĞİDİR' SAHİHİ BUHARİ-8.CİLD 1272.HADİS
*Yakında gece karanlıkları gibi fitneler çıkacak. O fitnelerden kurtulmak ALLAH’IN KİTABIYLADIR.
HADİS

*Kur’an Kıraatle okunmuş sayılmaz.
*Kur’an Hidayetle okunduğu zaman okunmuş sayılır.
HADİS
 Alimler ne söylemişler;
KURAN’IN zahiriyle çelişen bir HADİS veya Sahabi sözünün RAVİLERİ ne kadar güçlü olursa olsun SENEDİNİN sahih olduğuna inanmıyoruz. Çünkü; Peygamber (S.A.V) Efendimiz ve SAHABE döneminde hiç HADİS yazılmamıştır. M . RAŞİD RAZİ –Tefsirul Menar 6/288
Hz. Ali (R.A)  HADİS  sayfalarını yok ettirmiş ve << SİZ HADİS TEDVİN EDİP KURAN HALİNEMİ GETİRMEK İSTİYORSUNUZ>> diye buyurmuştur.
EBU SAİD EL HUDRİ-BAĞDADİ TAKYİDUL-İLM.23

İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki HADİSLER o kadar çoğalacak, KUR’AN tozlar içinde kalacak hiç kimse ona bakmayacaktır.
                                                                       DAHHAK
Kafi Caferussadık Hz. Şöyle rivayet eder.
<< İki kişinin üzerinde ihtilaf ettiği şeyin aslı mutlaka Kur’an da mevcuttur.Fakat insan aklı ona ulaşamaz.
MESNETUL İMAM CAFER 1/15

*Zaten Kur’an bir kısmıyla bir kısmını tefsir eder.
Lübnan baskısı saidi Nursi İbdidai tefs.is.icaz sf-26   

*İbrahim suresinin 4. ayetinin tefsirinde Said Nursi hz. Kuran’ı beyan eden bir resul olarak Türkçe tefsirini yapmayı bir İltifat ile Nübüvvetin varisi olarak Tefsire, tebliğe , beyana yetkili kıldı(Taktir etti.)

ELDE KUR’AN GİBİ BİR MUCİZE-İ BAKİ VARKEN
BAŞKA BURHAN ARAMAK AKLIMA ZAİD GÖRÜNÜR
ELDE KU’RAN GİBİ BİR BURHANI HAKİKAT VARKEN
MÜNKİRLERİ İLZAM İÇİN GÖNLÜME SIKLETMİ GELİR
                                   Bediüzzaman Hz.
SAİD-İ NURS-İ HAZRETLERİ 11.ŞUA 9.MESELE

Kur'an-ı Sübhanî ki, herbir âyet-i tekviniyesi ve herbir kelimesi, hattâ herbir noktası, herbir harfi birer mu'cize hükmündedir. Ve öyle muhteşem ve içi hadsiz âyâtla ve manidar nakışlarla tezyin edilmiş bir mescid-i Rahmanîdir ki; herbir köşesinde bir taife, bir nev' ibadet-i fıtriye ile iştigal eder bir şekilde halkeden bir Allah, bir Mabud-u Bilhak, o kitab-ı kebirin manalarını ders verecek üstadları ve o Kur'an-ı Samedanî'nin âyetlerini tefsir edecek müfessirleri elçi olarak göndermesin.. ve o mescid-i ekberde hadsiz tarzlarda ibadet edenlere imamları tayin etmesin.. ve o üstadlara ve müfessirlere ve imamlara fermanları vermesin? Hâşâ, yüzbin hâşâ!

*İnsanları Kur’anı anlamaktan alıkoyan iki şey vardır.
1-Harflerin  Mahreçleriyle oyalamak.
2-Bağlı oldukları mezhebin görüşlerine TAASSUB edip bağlanmak
İMAM GAZALİ
   BU KONULARDA ALLAH’UTELA NE BUYURUYOR
   Kur’an,gercekleri açıklar onun dışındakilerle kıyas kabul etmez kur’anın dışındaki ilimler eger ayetler parelelinde ise onlar müstesnadır.Yukarıda gecen peygamber efendimizin de sözünde olduğu gibi “benim sözlerim kur’ana ters düşemez”
36 / YASİN - 69 : Ve mâ allemnâhuş şi’re ve mâ yenbagî leh(lehu), in huve illâ zikrun ve kur’ânun mubîn(mubînun).
Ve Biz, O'na (Peygamber'e) şiir öğretmedik. Ve (bu), O'na yakışmaz. O (O'na indirilen), sadece zikir ve apaçık Kur'ân'dır.

    Allah’uteala arapca aslında HADİS lerden bahsederek “Allah’ın ayetlerinden sonra hangi SÖZ gecerlidir “buyuruyor.
   
31 / LOKMAN – 6,7 :Ve insanlardan bir kısmı boş sözleri(HADİSLERİ) satın alırlar, ilimleri olmaksızın Allah'ın yolundan saptırmak için. Ve onu eğlence (alay konusu) edinirler. İşte onlar için muhin (aşağılayıcı) bir azap vardır. Ve ona âyetlerimiz okunduğu zaman onu işitmemiş gibi kibirlenerek döner (gider), onun kulaklarında vakra (işitme engeli) varmış gibi. Öyleyse onu elîm azapla müjdele (ikaz et, uyar).

 45 / CASİYE – 6,7,8 :İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Sana hak olarak onları okuyoruz. O halde Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi söze(HADİSE) inanacaklar? Bütün yalancı günahkârların vay haline. Kendisine okunan, Allah'ın âyetlerini işitir. Sonra onu işitmemiş gibi kibirlenerek israr eder. Artık onu, elîm azap ile müjdele.
   Ve kur’anı devredışı bırakanların akibetinin ne olacağını Allah’uteala acıklıyor.
20 / TAHA - 123 :(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.” Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde mutlaka onun için sıkıntılı bir geçim (hayat) vardır. Ve kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz. (Kıyâmet günü şöyle) dedi: “Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki ben (daha önce) görüyordum.” (Allahû Tealâ): “İşte böyle, âyetlerimiz sana geldi fakat sen onları unuttun. Ve aynı şekilde (senin yaptığın gibi), o gün (de) sen unutulursun.” dedi.İsraf edenleri (haddi aşanları) ve Rabbinin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve bâkidir (devamlıdır).
 Kütübi sidde adı verilen 6 tane bütünüyle SAHİH OLDUĞUNA icma edilen HADİS kitapları var.Bunlar;Buhari,Müslim,Tirmizi,İbni mace,Ebudavud ve nesai.Bunlardan ülkemizde en çok okunan BUHARİ dir.Buhari de 2189 adet hadis var ve bunların %30 una yakını KUR’AN a ters düşüyor.Ne demek bu ? SAHİH değil demektir.Mevzu demektir.Eger KUR’AN ı bilmezseniz onu Allah’ın üniversitesinden öğrenmemişseniz bu hadislerin hepsini doğru zannederek hem kendinizi hem de başkalarını DALALETTE bırakarak onların da günahının bir kısmını yüklenirsiniz.
16 / NAHL - 25 :Kıyâmet günü, onların kendi günahlarının tamamını yüklendikten başka, ilimleri olmaksızın dalâlette kalmasına sebep oldukları kimselerin günahlarından (da) yüklenmeleri için. Yüklendikleri şey ne kadar kötü, öyle değil mi?
   ŞİMDİ BAKALIM “SAHİHİ BUHARİDEN BİR KAC ÖRNEK HADİSE”
6.cild 969.hadis; Sizden evvel ölen bir kişiyi melekler karşıladı ona,”sen dünyada bir hayır işledinmi?”dendi. O kişi,”ben tahsildarlarıma hep şunu söylerdim,”ödeyemeyenlerin üzerine gitmeyin iyi davranın mühlet verin”derdim.O zaman Allah onu affetti.Cennetine aldı.
7.cild 1086.hadis; O gün kulum sen bu günahı işledinmi? şu günahı işledinmi ? bunları bimiyormusun ? evet der o zaman gir cennete denir.
9.cild 1408.hadis; Kefen hırsızı biri”öldüğümde beni yakın ve rüzgarın kuvvetli olduğu bir günde denize savurun der”varisleri de öyle yapar sonra Allah ın huzurunda Allah ona sorar “neden böyle söyledin diye” o kişi derki “yarabbi senden koktum”der o zaman Allah onu affetti.
   Bu rivayetlerin doğruluğuna beraberce karar verelim.
1.Henüz kıyamet kopmadığı için cennet cehennem söz konusu değil.
2.Allah’ın davetine icabet etmedikce (Allah’a ulaşma davetine) yeryüzündekilerle birlikte bir misli ilavesiyle verse kendini ateşten kurtaramaz.
13 / RAD - 18 :Rab'lerine (Rabbinin emrine) icabet edenler için en güzeli vardır. Ve O'na icabet etmeyenler, yeryüzünde olanların hepsi ve bir o kadarı daha onların olsa, onu mutlaka fidye olarak verirlerdi. İşte onlar; onlar için hesabın kötüsü var. Ve onların barınacağı yer, cehennem; ne kötü bir döşektir.
3-Orada hiç kimseye sual sorulmaz herkesin yaptıkları “filmler olarak” kendisine gösterilir.
36 / YASİN - 65 :Bugün onların ağızlarını mühürleriz. Kazanmış olduklarını (yaptıklarını) Bize, onların elleri anlatır, ayakları şahitlik eder.
50 / KAF -21- 22 :Ve bütün nefsler beraberinde bir saik (hayat filmini çeken) ve bir şahit ile gelir (Allahû Teâla buyurur): “Andolsun ki sen bundan gaflet içindeydin. İşte senden perdeni kaldırdık. Artık bugün senin görüşün keskindir.”
17 / İSRA – 13-14 :Bütün insanların kuşunu (kazandıkları ve kaybettikleri dereceleri) boynunda bağladık (boynuna astık). Ve kıyâmet günü ona, neşredilmiş kitabı (üç boyutlu olarak boşlukta oynayan hayat filmini) çıkarırız. Kitabını oku (hayat filmini izle)! Bugün hasib (hesap görücü) olarak (hayat filmindeki) nefsin(in cennete
30 / RUM - 57 :O zaman izin günü (kıyâmet günü), zalimlere mazeretleri (özürleri) fayda vermeyecek. Ve onlardan (Allah'ı) razı etmeleri de istenmez.
77 / MURSELAT – 35-36 :Bu, (yalanlayanların) konuşamayacakları bir gündür. Ve onlara izin verilmez ki, özür beyan etsinler.
28 / KASAS - 66 :İzin günü artık onlara haberler (amel defterleri, rakamlı kitap) kapanmıştır. Bundan sonra onlara sorulmaz (sorgulanmazlar).
23 / MU'MİNUN – 102-103 :O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir. Ve kimin mizanı (sevap tartıları), hafif gelirse işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
   Bunlar sadece 3 tanesi daha neler var hal böyleyse,”bunlarla tefsir edilen veya meallendirilenler de”şu anda içinde bulunduğumuz toplumu meydana getirmiştir.Osmanlı,dünyada enaz suçların işlendiği ülkelerin başında gelirken bu gün ülkemiz “dünyada ençok suç işlenenlerin başında” geliyor.AYİNESİDİR KİŞİNİN İŞİ LAFA BAKILMAZ.Bu hadis kitaplarında yazılı olanların da kendi aralarında ZIT OLANLARI var.
Müslim-zühd,Müsnedi Ahmet-3/12,21,33
Benim hadislerim tartışılacaktır.Bu durumda KUR’AN a bakın,benden zuhur eden hiçbir söz KUR’AN a ters düşemez.Benden KUR’AN dışında hiç bir şey yazmayın.Kim benden KUR’AN dışında bir şey yazmışsa imha etsin.
  Bir taraftan peygamber efendimizin ŞEFAATI kıyamette gecerli olacak deniyor,diğer tarafta “peygamber efendimizin kendi kızına,halasına,sülalesine ve diğer yakınlarına yardım (şefaat) edemiyeceği acıklanıyor.Tezatlarla dolu olan HADİSLER açıklamaya muhtac iken KUR’ANIN acıklaması nasıl onlarla yapılabilir ?
   Buhari,rikak/52 ve Müslim,iman/302 ta peygamber efendimizin şefaatıyla cennete girileceği açıklanıyor.Ama Buhari,8.cild 1170 hadiste;
Buhari 8/1170 ; Ey Kureyş,ey İbni Muttalip,ey Menamoğulları .ey Halam Safiye ,eyKızım Fatıma. Nefsinizi Allah’ın azabından koruyunuz. Ben size olan AZABI gideremem.

    O zaman kimin öğretisiyle yapılan “kur’an tefsiri veya mealleri”gecerli olacak ? Muhakkakki ALLAH’IN.Kur’anı Allah öğretir.
55 / RAHMAN – 1-2-3-4 :(O) Rahman'dır. Kur'ân'ı, O öğretti. İnsanı, O yarattı. Ona, beyanı (idrak edip ifade etmeyi ve açıklamayı) O öğretti.
Kimlere öğretir ? –Peygamberlere ve onların olmadığı dönemlerde kavim resullerinden sectiği devrin imamlarına.
75 / KIYAME – 16-17-18-19 :O'na (Kur'ân-ı Kerim'i ezberlemeye), acele ederek, O'nunla (Cebrail (A.S) ile beraber) dilini hareket ettirme. Muhakkak ki O'nun toplanması ve okunması Bize aittir. Öyleyse O'nu okuduğumuz zaman, artık O'nun (Kur'ân'ın) okunuşuna tâbî ol. Sonra O'nun beyanı (açıklanması) muhakkak ki Bize aittir.
   Aslında,Allah’uteala “Kur’anı biz kolaylaştırdık…”buyuruyor.Ama kimlere ?Bu sorunun cevabını da aşagıda bulacaksınız.(Kamer/17,22,32- Ve andolsun ki Biz, Kur'ân'ı, zikir için kolaylaştırdık. Buna rağmen tezekkür eden (ibret alan) var mı?)
   
SAİD-İ NURS-İ HAZRETLERİ 11.ŞUA 9.MESELE
Kur'an-ı Sübhanî ki, herbir âyet-i tekviniyesi ve herbir kelimesi, hattâ herbir noktası, herbir harfi birer mu'cize hükmündedir. Ve öyle muhteşem ve içi hadsiz âyâtla ve manidar nakışlarla tezyin edilmiş bir mescid-i Rahmanîdir ki; herbir köşesinde bir taife, bir nev' ibadet-i fıtriye ile iştigal eder bir şekilde halkeden bir Allah, bir Mabud-u Bilhak, o kitab-ı kebirin manalarını ders verecek üstadları ve o Kur'an-ı Samedanî'nin âyetlerini tefsir edecek müfessirleri elçi olarak göndermesin.. ve o mescid-i ekberde hadsiz tarzlarda ibadet edenlere imamları tayin etmesin.. ve o üstadlara ve müfessirlere ve imamlara fermanları vermesin? Hâşâ, yüzbin hâşâ!
   HEM NEBİ RESULLER(peygamberler) HEM VELİ RESULLER (peygamber olmayan) insanlara kur’anı TİLAVET ederler (açıklarlar) ve kendilerine tabi olanlara öğretirler.
43 / ZUHRUF - 29 :Hayır, ben onları ve babalarını, onlara Hakk (Kur'ân) ve O'nu açıklayan bir resûl gelinceye kadar metalandırdım.
27 / NEML - 92 :Ve "Kur'ân'ı okumakla (emrolundum). Kim hidayete ererse, o taktirde sadece kendi nefsi için hidayete erer. Ve kim dalâlette kaldıysa, o zaman Ben sadece inzar edenlerdenim (uyaranlardanım)." de.
18 / KEHF - 27 :Sana, Rabbinin Kitab'ından, vahyolunanı oku! O'nun kelimesini değiştirecek yoktur. Ve O'ndan (Allah'tan) başka yönelinecek bulamazsın (yönelinecek yoktur).
7 / A'RAF - 35 :Ey Âdemoğulları! Sizin içinizden, size âyetlerimi anlatan (kıssa eden) resûller geldiği zaman, bundan sonra kim takva sahibi olur ve nefsini ıslâh ederse (nefs tasfiyesi yaparsa), artık onlara korku yoktur. Ve onlar mahzun da olmazlar.
14 / İBRÂHÎM - 4 :Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz'dir, Hikmet Sahibi'dir.
   Peygamber efendimizin okuma yazması yoktu ama sahabenin içinde okuma yazması olanlar vardı ve araptı kur’an da arapca idi eger yukarıda bahsedildiği gibi “arapca diline vakıf olanlar kur’anı anlayabilselerdi peygamber efendimizin acıklamasına ve onlara kur’anı öğretnesine ne gerek vardı”işte ayet çok acık .
   2 / BAKARA - 151 :Nitekim size içinizde (görev yapmak üzere) sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki; âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye etsin, size kitap ve hikmet öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
3 / AL-İ İMRAN - 164 :And olsun ki Allah, müminleri, "Onların aralarında (kendi zamanlarında, kendi kavimleri içinde), kendilerinden bir resul beas ederek (başlarının üzerine devrin imamının ruhu bir nimet olmak üzere)" nimetlendirdi (lutufda bulundu). Onlara, O'nun (Allah'ın) ayetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder, onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel ise (resule tâbi olmadan evvel), onlar elbette apaçık dalâlet içinde idiler.
62 / CUMA – 2-3 :Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O'dur. Onlara, O'nun (Allah'ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab'ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (resûle tâbî olmadan evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler. Ve henüz kendilerine ilhak olmamış (katılmamış) olan, onlardan sonrakilere de... Ve O; Azîz'dir (üstündür), Hakîm'dir (hüküm ve hikmet sahibidir).
28 / KASAS - 59 :Ve senin Rabbin, ülkelere, onların ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyan bir resûl göndermedikçe helâk edici olmadı. Ve Biz, onun halkı zalim olmadıkça (zulmetmedikçe) ülkeleri helâk edici olmadık.
   Bu resullerden kimler öğrenir ve başkalarına da öğretir ? –Ululelbab yani daimi zikrin sahipleri,hikmet sahipleri,tezekkür ehli olanlar.
   Peygamber efendimiz buyuruyor;”İçinizde en hayırlınız kur’anı öğrenen ve öğretendir.”İnne hayrukum men taallemel kur’ane ve allemehu.
            Sahihi Buhari 11.cild 1775.1776.hadis
   Bu hadisişerifteki “kur’anı öğrenip öğretmek” mahrecitle tecvititle kıraat değil “Allah’ın üniversitesinde Allah ın tayin ettiği profesörlerden (resullerden) öğrendiği ilmi insanlara öğreten MÜRŞİDLERDİR yani ululelbab olanlardır.
14 / İBRÂHÎM - 52 :Bu (Kur'ân-ı Kerim), O'nunla uyarılmaları ve O'nun (Allah'ın) tek bir İlâh olduğunun bilinmesi ve ulûl'elbabın (sırların sahiplerinin) tezekkür etmesi için insanlara bir açıklamadır.
38 / SAD - 29 :Bu Mübarek Kitabı sana indirdik, âyetleri ile tedbir alsınlar ve ulûl'elbab tezekkür etsin diye.
40 / MU'MİN – 53-54 :Ve andolsun ki Musa'ya hidayet verdik. Ve Benî İsrail'i, kitaba varis kıldık.Ulûl'elbab için hidayet ve zikir olarak.

65 / TALÂK - 10 :Allah onlar için çok şiddetli azap hazırladı. Ey âmenû olan ulûl'elbab! Öyleyse Allah'a karşı (daha üst takva ile) takva sahibi olun. Allah size zikri (Kur'ân'ı) indirmiştir.


37 / SAFFAT - 3 :Zikrederek (Kur'ân) tilâvet edenlere (okuyanlara) (andolsun).


3 / AL-İ İMRAN - 7 :Kitab'ı sana indiren O'dur. Onun bir kısmı muhkem (hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan) âyetlerdir, onlar Kitab'ın esasıdır ve diğerleri, muteşâbihtir (yoruma açık âyetlerdir). Fakat kalplerinde eğrilik (bâtıla meyil) bulunanlar, bu sebeble muteşâbih olanlara (yorum gerektirenlere) tâbi olurlar. Ondan fitne çıkarmak için, onun te'vilini (yorumunu) yapmak isterler. Ve onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: "Biz O'na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır" derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab (daimi zikrin ve sırların sahipleri) (tezekkur edebilir).


   Peygamber efendimiz buyuruyor;Hükemanın meclislerinde bulunun “yağmurun ölü toprakları yeşerttiğigibi size de hayat verir”
   Bunlar;Hikmet sahipleri,sadıklar yani irşad makamıdır.
49 / HUCURAT - 15 :Mü'minler ancak onlardır ki, Allah'a ve O'nun Resûlü'ne îmân ettiler. Sonra da şüpheye düşmediler. Ve malları ve canları ile Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, onlar sadıklardır.
2 / BAKARA - 269 :(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir, ulûl'elbabtan başkası tezekkür edemez.
9 / TEVBE - 119 :Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dileyen kimseler)! Allah'a karşı takva sahibi olun ve sadıklarla beraber olun.
29 / ANKEBUT - 49 :Hayır O (Kur'ân-ı Kerim), ilim verilenlerin sînelerinde beyan olunan âyetlerdir. Ve zalimler hariç, onlar âyetlerimizi bile bile inkâr etmezler.
   Herkes her sualin cevabını bu kişilerden öğrenecektir.Çünkü bunlar her an Allah ile tezekkür edebilenlerdir.


16 / NAHL - 43 :Ve Biz, senden önce, kendilerine vahyettiğimiz ricalden (erkeklerden) başkasını (resûl olarak) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o taktirde zikir ehline sorun!


21 / ENBİYA - 7 :Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
    Allah’uteala bu kişilerin sohbetlerinden gercekleri idrak ederek Allah’a ulaşmanın “var ve farz olduğunu kendilerinin de mutlaka Allah’a ulaşmarı gerektiğini”kalblerinde oluşturdukları takdirde hacet namazı kılarak mürşidlerine tabi olmalarıyla Kur’anı öğrenmeye hak kazanacaklardır o zaman kur’an onlara kolaylaştırılacaktır.
   Bu gerceği kimler idrak eder ?
  -Allah’a yönelmiş o na istikametlenmiş onunla beraber olmak istiyenler dünyaya fazla meyletmeyenler.


81 / TEKVİR – 25-26-27-28 :Ve O (Kur'ân), taşlanmış şeytanın sözü değildir. Öyleyse siz nereye gidiyorsunuz? O sadece âlemler için bir zikirdir. O, içinizden, istikamet üzere olmak (Allah'a yönelmek) isteyen kimse içindir.
  -Allah’a karşı haşyet duyanlar “Allah’ın kendi üzerlerindeki sevgisinin azalacağından korkarak hareketlerini düznlemeye çalışanlar” Yani “Allah’ın rızası hilafına bir harekette bulunmamaya calışanlar.”


20 / TAHA – 2-3 :Kur'ân'ı sana meşakkat (güçlük) olsun diye indirmedik. Huşû sahiplerine zikir (öğüt) olsun diye.
87 / A'LÂ – 9-10-11-12 :O halde, eğer zikir fayda verecekse zikret (zikri öğret, öğüt ver). Allah'a karşı huşû duyan kişi zikir yapacaktır (ve tezekkür edecektir). Ve şâkî olan, ondan (zikirden) içtinap edecek (kaçınıp zikretmeyecek). Ki o (şâkî), büyük ateşe atılacak.


35 / FATIR - 18 :Ve yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilmez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş Allah'adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah'a döner, ulaşır).


36 / YASİN – 10-11 :Ve onları uyarsan da uyarmasan da onlar için eşittir. Onlar âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler). Sen sadece zikre tâbî olanı ve gaybte Rahmân'a huşû duyanı uyarırsın. Öyleyse onu mağfiret ile (günahların sevaba çevrilmesiyle) ve "kerim ecir" ile müjdele.


79 / NAZİAT – 43-44-45 :Sende onun zikrinden (başka) ne var (onun beyanından başka bir bilgin yoktur). Onun sonu, Rabbinedir. Sen sadece, O'na huşû duyan, O'ndan korkanlar için bir uyarıcısın.


54 / KAMER – 17-22-32 :Ve andolsun ki Biz, Kur'ân'ı, zikir için kolaylaştırdık. Buna rağmen tezekkür eden (ibret alan) var mı?
17 / İSRA - 41 :Ve andolsun ki Biz, tezekkür (idrak) etsinler diye, bu Kur'ân'da tekrar tekrar (hakikatleri) açıkladık. Oysa bu (açıklamalar), nefretlerinden başka bir şeyi artırmadı.


   Kimler kur’anın ayetlerini idrak edemezler,ona itibar etmeyip onun dışında bir şeylere tabi olmak isterler veya yalanlarlar ?
10 / YUNUS - 15 :Ve onlara âyetlerimiz, delillerle okunduğu zaman Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur'ân getir veya O'nu değiştir.” De ki: “O'nu, kendi nefsimden (bir şey) ilka ederek benim değiştirmem olamaz. Ben ancak bana vahyolunan şeye tâbî olurum. Şâyet Rabbime asi olursam muhakkak ki ben, büyük günün azabından korkarım.”


2 / BAKARA – 170-171 :Ve onlara: “Allah'ın indirdiği şeye tâbî olun!” denildiğinde; “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yola) tâbî oluruz.” dediler. Ve eğer, onların ataları hiçbir şeyi akıl etmiyor ve hidayete ermemiş olsalar bile mi? O inkâr edenlerin (kâfirlerin) hali, haykırması sebebiyle bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyen (anlamayan) kimsenin durumu gibidir. (Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden onlar akıl edemezler (idrak edemezler).


31 / LOKMAN – 20-21 :Göklerde ve yerlerdeki herşeyi, Allah'ın size musahhar (emrinize amade) kıldığını görmediniz mi? Ve sizin üzerinizdeki görünen ve görünmeyen (açık ve gizli) ni'metlerini tamamladı. Ve insanlardan bir kısmı (hâlâ) ilmi, bir hidayete erdiricisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın, Allah hakkında mücâdele ederler. Ve onlara "Allah'ın indirdiği şeye (Kitaba) tâbî olun!" denildiği zaman: "Hayır, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (putlara) tâbî oluruz." dediler. Ve şeytan onları, alevli ateşin (cehennemin) azabına çağırıyor olsa da mı?
5 / MAİDE - 104 :Ve onlara: “Allah'ın indirdiğine (Kur'ân'a) ve Resûl'e (itaate) gelin.” denildiğinde; “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey (din) bize yeter (kâfi)” derler. Ya onların babaları (bu gerçeklere ait) bir şey bilmiyorlarsa ve hidayete ermemişlerse de mi...?


18 / KEHF – 56-57 :Biz, resûlleri sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz. Kâfirler (ise) hakkı bâtılla iptal etmek için mücâdele ederler. Âyetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri alay (konusu) ederler. Rabbinin âyetleri zikredildiği (hatırlatıldığı) zaman ondan yüz çeviren ve elleriyle takdim ettiklerini (günahlarını) unutan kimseden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki Biz, onların kalplerinin üzerine (fıkıh etmeyi engelleyen) ekinnet kıldık. Ve onların kulaklarında (işitmeyi engelleyen) vakra vardır. Sen, onları hidayete davet etsen de bundan sonra onlar, ebediyyen asla hidayete eremezler.
30 / RUM – 58-59 :Ve andolsun ki, bu Kur'ân'da insanlar için bütün meselelerden örnekler verdik. Ve eğer onlara bir âyet getirsen, kâfirler mutlaka: "Siz sadece bâtılla uğraşan kimselersiniz." derler. Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle tabeder (mühürler).


6 / EN'AM - 38 :Ve yeryüzünde yürüyen hayvanlardan ve iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa (4 ayaklı) hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki; sizin gibi ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra Rab'lerine haşrolunacaklar (olunurlar).


7 / A'RAF – 52-53 :Ve andolsun; onlara bir kitap getirdik ve âmenû olan bir kavim için onu rahmet ve hidayet(e erdiren) olarak bir ilim üzerine ayrı ayrı açıkladık. Onlar sadece onun tevîline (yorumuna) mı bakıyorlar. Onun tevîlinin geldiği gün, daha önce onu unutmuş olanlar: “Rabbimizin resûlleri hak ile gelmiştir. Artık bize şefaat edecek şefaatçiler var mı ki; bize şefaat etsinler. Veya (dünyaya) döndürülmüş olsaydık, yapmış olduklarımızdan başkasını yapardık.” derler. Nefslerini hüsrana uğrattılar. Ve uydurdukları şeyler kendilerinden ayrıldılar.


   Ayetlerden gafil olanlar
10 / YUNUS – 7,8 :Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
7 / A'RAF - 146 :Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri, âyetlerimizden çevireceğim. Bütün âyetleri görseler, ona inanmazlar. Eğer rüşd yolunu görseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu; onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyledir.
   Yalanlayanlar
6 / EN'AM - 39 :Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde sağırdırlar, dilsizdirler. Allah (dilediğini) kimi dilerse onu dalâlette bırakır. Ve kimi dilerse onu, Sıratı Mustakîm (Allah'a ulaştıran yol) üzerinde kılar.
22 / HAC - 51 :Ve âyetlerimiz hakkında onları aciz bırakma gayretinde olanlar, işte onlar, ashabı cehîm (cehennem ehli)dir.
6 / EN'AM - 33 :Onların söylediklerinin mutlaka seni mahzun ettiğini biliyorduk. Fakat muhakkak ki; onlar seni yalanlamıyorlar. Lâkin zalimler, Allah'ın âyetleri ile cihad ediyorlar.
30 / RUM - 10 :Sonra fenalık yapanların akıbetleri, Allah'ın âyetlerini tekzip etmeleri (yalanlamaları) ve onunla alay etmiş olmaları sebebiyle çok kötü oldu.
   Bütün bu gercekler ortada olduğu halde hala aksini iddia edenler için söylenecek bir söz bulmak zor olsa gerek.Peygamber (sav) efendimiz ve sahabe hayatlarına neyi tatbik ederek engüzeline ulaşmışlar acaba ?
   Kur’anın emrettiği 7 safha da 4 teslimi gercekleştirerek
   1.safha;Peygamber efendimiz,ayetleri tilavet ederek (açıklayarak) hidayeti yani Allah’a ulaşmayı anlatmış ve sahabe ondan esinlenerek “sabah akşam Allah ın zatını istemeye başlamış”
18 / KEHF – 27,28:Sana, Rabbinin Kitab'ından, vahyolunanı oku! O'nun kelimesini değiştirecek yoktur. Ve O'ndan (Allah'tan) başka yönelinecek bulamazsın (yönelinecek yoktur). Sabah akşam, O'nun Vechi'ni (Zat'ını) isteyerek Rabbine dua edenlerle beraber nefsini sabırlı tut. Dünya hayatının ziynetini dileyerek gözünü onlardan çevirme! Kalbini zikrimizden gâfil kıldığımız ve hevasına (heveslerine) tâbî olan kimselere isteyerek, işinde haddi aşmış olanlara itaat etme!
EN'AM – 51,52 :Ve Rab'lerine haşrolunmaktan korkan kimseleri, onunla uyar. Onların, O'ndan (Allah'tan) başka bir dostu ve şefaat edeni yoktur. Böylece onlar takva sahibi olurlar. Ve sabah akşam, Rab'lerinin Zat'ını dileyerek dua edenleri kovma.Onların hesabından senin üzerine, senin hesabından onların üzerine bir şey yoktur. Artık onları kovarsan, o zaman sen zalimlerden olursun.
   Sonunda Allah’a ulaşmayı dilemişler ve 1.safhayı gercekleştirmişler.Allah’ın kulu olmuş ve şirk ten kurtulmuşlar.
39 / ZUMER - 17 :Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
   2.Safha;Hehsi kainatın enbüyük mürşidine tabi olmuşlar.
7 / A'RAF - 157 :Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları ümmî, nebî, resûle tâbî olurlar. Onlara ma'ruf ile (irfanla) emreder, onları münkerden nehyeder ve onlara tayyib olanları (temiz ve güzel olan şeyleri), helâl kılar. Habis olanları (kötü ve pis şeyleri), onlara haram kılar. Ve onların, ağırlıklarını (günahlarını sevaba çevirip, günahlarının ağırlığını) kaldırır. Ve üzerlerindeki zincirleri, (ruhu vücuda bağlayan bağ ve fetih kapısının üzerindeki 7 baklalı altın zincir) kaldırır. Artık onlar, O'na îmân ettiler ve O'na saygı gösterdiler ve O'na yardım ettiler ve O'nunla beraber indirilen Nur'a (Kur'ân-ı Kerim'e) tâbî oldular. İşte onlar, onlar felâha (kurtuluşa, cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna) erenlerdir.
   3.Safha 1.teslim;Hepsinin ruhu Allah’a ulaşmış ve hidayete ermişler.
7 / A'RAF - 158 :De ki: “Ey insanlar! Muhakkak ki; ben, sizin hepinize (gönderilen) Allah'ın resûlüyüm. O ki; semaların ve arzın mülkü, O'nundur. O'ndan başka ilâh yoktur. O, hayat verir (yaşatır) ve öldürür. Öyleyse Allah'a ve O'nun ümmî, nebî, resûlüne îmân edin ki; O, Allah'a ve O'nun kelimelerine (sözlerine) inanır (îmân eder). Ve O'na tâbî olun ki; böylece siz, hidayete eresiniz.”
39 / ZUMER - 18 :Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah'ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl'elbabtır (daimî zikrin sahipleri).
   4.Safha 2.teslim;Hepsi fizik vücutlarını da Allah’a teslim etmişler.
3 / AL-İ İMRAN - 20 :Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa o zaman onlara de ki: "Ben ve bana tâbi olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah'a teslim ettik. O kitab verilenlere ve ümmîlere: "Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah'a) teslim ettiniz mi?" de. Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir. Ve eğer yüz çevirirlerse, o zaman sana düşen sadece tebliğdir. Ve Allah, kullarını en iyi görendir.
   5.Safha 3.teslim;Hepsi nefs lerini de Allah’a teslim etmişler ve uluelbab olmuşlar.
39 / ZUMER - 18 :Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah'ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl'elbabtır (daimî zikrin sahipleri).
2 / BAKARA - 136 :Deyin ki: “Biz Allah'a, bize indirilenlere, İbrâhîm'e İsmail'e, İshak'a, Yâkub ve torunlarına indirilenlere, Musa ve İsa'ya verilenlere ve (diğer) nebîlere, Rab'leri (tarafı)ndan verilenlere (sahife, kitap ve vahiylere) îmân ettik. Onların arasında hiçbir ayırım yapmayız (fark gözetmeyiz). zaten biz, O'na teslim olanlarız.”
   6.Safha;Hepsi irşad’a ulaşmışlar ve muhlislerden olmuşlar.
49 / HUCURAT - 7 :Ve aranızda Allah'ın Resûlü olduğunu biliniz. Eğer işlerin çoğunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.
2 / BAKARA – 139:De ki: “Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, onun için ihlâs sahibi (muhlis) (kul)larız.”
   7.Safha 4.teslim;Hepsi enüst seviyede takvaya ulaşmışlar iradelerini de Allah’a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınmışlar.
3 / AL-İ İMRAN - 102 :Ey âmenû olanlar, Allah'a karşı “O'nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah'a) teslim olmadan ölmeyin!
9 / TEVBE - 100 :O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
   Bu seviye onların dünya hayatının bütününü mutlulukla gecirmesini ahret hayatında da adn cennetlerinin sahibi olmasını sağlamıştır.
3 / AL-İ İMRAN - 119 :İşte siz(müminler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îman edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca "biz iman ettik " dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uclarını ısırdılar. De ki: "Öfkenizden ölün." Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.
   Peygamber efendimiz onlar için,”benim sahabem gökteki yıldızlar gibidir hangisine tabi olursanız sizi hidayete erdirir “buyuruyor.
   Peygamber efendimiz ve sahabe “bizim için Ahsen bir örnek ise ve onlar hayatlarına KUR’ANI tatbik etmişler ve bu hale gelmişlerse bizim de onun varislerinin açıkladığı kur’anı hayatımıza tatbik ederek 7 safhada 4 teslimi gercekleştirmemiz farz değimli ?
    Müslim.1067
Şüphesizki benden sonra ümmetimden bir zümre gelecektir.Onlar KUR’AN okuyacaklar,fakat KUR’AN ın feyzi onların boğazlarından gecmeyecektir.Yalnız dilde kalacaktır.Nitekim onlar,okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar bir daha da o na dö
nemeyeceklerdir.İşte bütün insanların ve hayvanların en kötüsü olanlardır.
   Buhari.9.cild.1409.                                                                                                                     Benden sonra NEBİ GELMEYECEKTİR.alimler gelecek,Halifeler gelecek onlara tabi olan bana olmuştur.Onlara asi olan bana asi olmuştur.

    Sahihi Müslim,Müsnedi Ahmet.
Kim zamanın imamına arif olmazsa cahiliyet adetleriyle ölmüş olur.
                             Allah hepinizden razı olsun
                      Ferhat baştuğ www.ferhatbastug.com











 

Allaha Ulaşmak Farzdır © 2017
Tasarım ve Uygulama DevNokta